Karanlık Web’i Aydınlatan Adam

CHRIS WHITE’IN CİHATÇILARIN MADDİ AĞLARINI VE SİLAH PAZARLARINI ÇÖKERTMEDEN, KARANLIK WEB’İ İRDELEYEN ARAMA ARAÇLARIYLA SEKS KÖLECİLERİNİN ÇETELERİNİ ENSELEMEDEN ÖNCE BİR BLACK HAWK HELİKOPTERİNİN AÇIK SİLAH KAPISINDAN NASIL ATLAYACAĞINI KESTİRMESİ LAZIMDI. “CEPHEDE EL TUTULMAZ,” DİYE DÜŞÜNDÜ. TARİH 2010’UN EYLÜL AYIYDI. WHITE, TALİBAN’A KARŞI SAVAŞAN GİZLİ BİR İSTİHBARAT HÜCRESİNİN BİR PARÇASI OLARAK KABİL MERKEZİNİN DIŞINDA BİR İLERİ OPERASYON ÜSSÜNE GİDİYORDU.

unnamed-9

Amacı Taliban’a ve El Kaide’ye karşı savaşmak, şifreli çevrimiçi para akışlarını bozmak ve Afganistan halkının desteğini kazanmaktı. Ufak tefek ve sıska olan 28 yaşındaki White, kendisine büyük gelen vücut zırhı ve üstüne “Dr. White” yazılı bant yapıştırılmış koca miğferiyle kendini komik hissediyor, helikopterin kaldırdığı toz yüzünden güç bela nefes alabiliyordu. Alışık olmadığı emniyet kemerlerini bağlamaya çalışıyordu ki pilot kolu çekti ve White sıcak bir dörtgen şeklinde görünen kapıya, 60 metre aşağıdaki çöle doğru kaydı.

Aşağıdaki Afganistan altı üstüne gelmiş, neredeyse herkes için tehlikeli bir yer. ABD’nin açtığı neredeyse 10 yıldır süren savaştan sonra Amerikan kayıplarının sayısı 1.000’i bulmuştu, sivil kayıpların haddi hesabı yoktu ve Başkan Obama’nın 30.000 asker göndermesiyle o ilkbahar çatışmalar daha da şiddetlenmişti. Birçokları durumun daha da beter olmasından korkuyordu. ABD, Pakistan sınırındaki dron saldırılarını artırıyordu. ABD komutası ise eleştiri oklarına hedef olmuştu çünkü saldırının mimarı General Stanley McChrystal ve çalışanları, bir müzik dergisinde genelkurmay başkanı hakkında yaptıkları aşağılayıcı yorumlardan sonra görevden alınmıştı.

White’ın bundan daha birkaç hafta önce Cambridge’e gelecek yazın yolunu parmak arası terlikleriyle dört gözle bekleyen, göze çok ama çok genç görünen bir Harvard doktora sonrası araştırmacısı olduğunu hayal etmek güçtü. Ufukta ne taarruz helikopterleri vardı ne de savaş bölgesi. Meydanda latte içip kaya tırmanışı yapıyor, kampüsün ta diğer ucunda saygın Mühendislik ve Uygulamalı Bilimler Okulu’nda büyük verinin, istatistiğin ve makine öğreniminin bir kesişimi üzerinde çalışıyordu. Akademik dünyada avantajlı bir pozisyon kazanmış, bunun sonsuza dek böyle devam etmesini ve ileride profesör olmayı, kendine bir laboratuvar kurmayı, kendi fildişi kulesinin tepesinden makaleler yayınlamayı planlıyordu.

Derken danışmanı ona DARPA’da bir hafta sonu konferansına katılmasını önerdi. İleri Savunma Araştırma Projeleri Ajansı anlamına gelen DARPA, Pentagon’un bilim ve yenilik departmanıydı. Biyonik dış iskeletleri, gece görüşünü, M16’yı, portakal gazını, GPS’i, hayalet uçak teknolojisini, hava durumu uydularını ve interneti icat edenler onlardı. DARPA projeleri akıllı insanları, büyük fikirleri ve hükümetin geniş bütçesini bir araya getiriyordu. Hedefleriyse ülkenin teknolojik bakımdan geri kalmasını önlemek ve her beş ila on yılda bir kendilerine stratejik avantaj kazandıracak, dünyayı değiştirecek bir teknoloji piyasaya sürmekti.

White ayaklarını sürüye sürüye, bir PowerPoint sunumu, kendileriyle çalışmaya teşvik eden bir konuşma ve “belki de DARPA’dan bekleyeceğiniz türden teorik bir soru, mesela dev lazer yapabilir misiniz gibi bir şeyler,” bekleyerek oraya gitti. Onun yerine, devam eden savaşla ilgili üst düzey bir brifing aldı. Oradaki karanlık güçleri öğrendi. Bu güçlerin eylemleri acımasız, ancak taktikleri ve bürokrasileri sofistikeydi. Öldürüyor, terör saçıyor, büyüyor, kazanıyorlardı. Bu güçlere meydan okumak için büyük veriden faydalanma fırsatı olduğunu da duymuştu ve ülkesi ABD bu avantajı mümkün olduğunca çabuk kullanmak niyetindeydi.

Bütün gün süren etkinliğin sonunda harika çocuk, doktora sonrası araştırmacısı White kendini çok naif hissediyordu.

Savaşa ilişkin hiçbir şey bilmiyorum, diye düşündü. White detaylara pratik ve operasyonel bir bakış açısından hiç bakmamıştı. Bu perspektifin de görünürde birbirinden ilişkisiz olan, işlenmemiş devasa veri dağlarını anlamlandırması, buzdağına benzeyen istihbarat yığınlarından planlar ve politikalar belirlemesi gerekiyordu.

Görünen o ki Amerika’nın cephede White gibi birilerine ihtiyacı olabilirdi.

Fakat ilk önce helikopterin kapısından düşmemesi gerekiyordu. White zar zor koltuğuna tekrar yerleşti, kayışlara sımsıkı tutundu. O sırada makineli tüfekçiler yerden ateş açılacağı beklentisiyle açık kapının önünde eğilmiş duruyorlardı. Bu kıdemli savaşçılar Mission: Impossible filminden fırlamış karakterler gibi, diye düşündü White. White da onlarla aynı takımdaydı ama rolü farklıydı: Nexus 7 adındaki gizli bir DARPA programında, ineklerden oluşan bir A takımının üyesiydi. ABD ordusu neredeyse on yıldır Afganistan’daki bu verilerin kaynağı CIA, Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), GPS uyduları, cep telefonu kayıtları, cepheden gelen raporlar, dijital finansal kayıtlar, güvenlik kameraları, yabancı müdahaleler, mevcut tüm sosyal ağlardı. Bu istihbarat hassas bir dron saldırısı için yararlı olsa da, büyük kısmı bir veri yığınıydı ve ABD’nin Afganistan vatandaşlarının ne istediğini, neye ihtiyaç duyduğunu anlamak için kullanabileceği ama kullanamadığı daha bile fazla veri vardı. Dikkate alınmayan bu ipuçları, ABD istihbaratının o sıralar Afganistan’daki şefi olan Tümgeneral Michael Flynn’in deyimiyle, “devasa ve kıymeti bilinmeyen bir bilgi bütünü” oluşturuyordu.

DARPA bu durumu düzeltmek için White’ı ve onun gibi bir düzine ineği, savaşan birimlere entegre olmaları ve bu veriden anlam çıkarmaları için Afganistan’a yollamıştı. İçlerinden bazıları uydu verileri ve karasal gözlem verilerini birleştirerek trafiğin nasıl aktığını (ya da akmadığını ki bu yakınlarda bir Taliban kontrol noktasını ya da yol kenarına yerleştirilmiş bir bombayı işaret ediyordu) belirleyeceklerdi. White’ın ekibinin göreviyse Taliban’ın ve El Kaide’nin finansının dijital izlerini sürmekti.

unnamed-10

Veri madenciliği araçları savaşın gereksinimlerine özeldi ve ona terfi, madalya ve takdirname kazandıracak kadar da başarılıydı. White eninde sonunda bu araçları ve öğrendiği dersleri alıp evine dönecek, cezai soruşturmalarda çığır açacak, Panama Evrakları gibi dev yığınları araştıran gazetecilere yardım edecek, yasadışı milyarlarca bitcoin’in serbestçe el değiştirdiği ve silahların, uyuşturucunun, insanların alınıp satıldığı karanlık veri diyarlarına ışık tutacaktı. Hatta bu araçlar bir gün daha bilinçli bir demokrasiye giden yolu açabilirdi.

Black Hawk’ın açık kapısına doğru kayan White bunun son olduğunu düşünüyordu. Ama aslında sadece başlangıçtı.

WHITE’IN SIRRI ÇELİŞKİDE YATIYOR. O, ÜNLÜ BUDİSTLERLE, EFSANEVİ HACKERLARLA SIKI FIKI, ESKİ BİR HÜKÜMET GÖREVLİSİ.

WHITE O KEKELEYEN,Beautiful Mind filmindeki türden bir dâhi değil. Daha çok, inekliği belli olmayanlardan. Onunla ilk defa geçen yılın Kasım ayında, Seattle merkezindeki bir otelin lobisinde karşılaştım. Resepsiyon masasının yanında Patagonia marka parlak mavi rüzgârlık giymiş bu ince yapılı, esrarengiz biçimde yakışıklı Oklahomalı, Carl Sagan’ın daha minyon, daha sessiz ama giyimine dikkat eden bir versiyonu gibi göründü bana. Yani sadece zeki ve tutkulu değil, aynı zamanda hoş ve tuhaf biçimde normal ki bunlar onun o dâhi çocuk rolüne biraz ters düşüyor. Fakat belli ki White’ın sırrı bu görünürdeki çelişkilerde. O, cephe görmüş bir Ashtanga yoga uygulayıcısı, ünlü Budistlerle ve efsanevi hackerlarla yediği ayrı gitmeyen bir hükümet çalışanı, kendini bilgisayar monitörleri karşısında saatlerce oturma bilimine adamış bir Uzakdoğu dövüş sporları ustası.

İşte, şu anda 34 yaşındaki White’ın uzmanlar arasındaki köprü olmasını sağlayan da bu çelişkiler. O, deli gibi kod yazan dâhi, şirketin halka arzını bekleyen analizci, el sıkmaya meraklı CEO ya da istihbarat yığınını plana dönüştüren bir muvazzaf general değil. O, tüm bu insanlarla konuşabilen, hepsini anlayabilen ve güçlerini bir araya getirerek ortaya hiçbirinin hayal bile edemeyeceği bir matris çıkarabilen bir adam.

Şu anda bu matrisin, interneti veri evrenimizi keşfetmek için daha ilginç, daha yararlı ve demokratik bir araca dönüştürmekle ilgisi yok. Öyle görünüyor ki bu, White’ın önceden planlayabileceği bir kariyer de değil. White liseden sonra pozitif bilimlere yönelerek sınıf arkadaşlarını şaşırtmış. Daha sonra elektrik mühendisliği eğitimini yarıda bırakarak kendisini ve ailesini şaşırtmış. Bu sürprizlerine, istatistik ve bilgisayar bilimleri okuyup makine öğrenimiyle büyük verinin insan diliyle kesiştiği benzersiz bir akademik yan yola saparak devam etmiş. “Neslimizin en büyük zihinlerinden bazıları interneti reklam verenleri zengin etmek için kullanıyor,” diyor. “Fakat internetin bağlantılı yapısı onu aynı zamanda merhamet göstermek için, kendimizi, birbirimizi ve dünyamızı anlamak için benzersiz bir mekanizmaya dönüştürüyor. Bundan daha ilginç ne olabilir?”

Fakat White, Harvard’daki doktora sonrası araştırmalarından o DARPA brifingine gidene kadar zaten Oklahoma Eyalet Üniversitesi’nden elektrik mühendisliği derecesini ve ABD Ulusal Güvenlik Bakanlığı’nın bursunu kazanmış, Johns Hopkins Üniversitesi’nin Konuşma ve Dil İşleme Merkezi’nden doktora derecesini kazanmıştı. Aynı zamanda Microsoft, MIT, IBM ve Google’la çalışmıştı. Fakat, bunların hiçbirinin onu Afganistan’daki görevin “ciddiyetine” hazırlamadığını dile getiriyor.

“Şaşırıp kaldım,” diyor White. “Korkunç ve stresliydi; gerçekten işe odaklanmıştım. Önemli bir şeye katkıda bulunduğumu biliyordum. Fakat hayatımda radikal bir değişiklik yaptığımın farkında değildim.”

O sıralar DARPA da değişiyordu. Yeni müdür Regina Dugan, Nexus 7’nin Pentagon bürokrasini aşmasını sağlamıştı. Karmaşık sorunların kitle kaynak yoluyla çözülmesine inanıyor, DARPA’nın önümüzdeki on yıl içinde orduyu tamamen değiştirebilecek ama yararsız teknolojilere odaklanmaktansa savaşta daha aktif bir rol oynamasını istiyordu. Kongre’de bir panelde söylediği gibi, askeri liderlerin DARPA’nın da cephede olduğunu bilmesini istiyordu.

Nexus 7, mızrağın sivri ucu olacaktı. Bu planı tasarlayan DARPA proje müdürü Randy Garrett, yöneten Dugan, yeşil ışığı yakan ise General David Petraeus’tu. Ekipler toplamda 100 bilgisayar bilimcisinden, sosyal bilimciden ve istihbarat uzmanından oluşan iki gruba ayrılmıştı. Gruplardan daha büyük olanı ABD’de kalıp kod yazıyor ve askeri veri kümelerini birleştiriyordu. White ise daha küçük gruptaydı ve Afganistan’daki askeri karargâh çadırlarında uzun boyluların arasından etrafını görmeye çalışıyordu.

Taliban ile El Kaide Allah adına gaddarlık yapan askeri organizasyonlardı ama giderek değişiyor, dinle değil de parayla yönetilen suç örgütleri gibi davranmaya başlıyordu. Her bir mermi ve bomba için ödenen para askerleri bir arada tutuyor, köyleri taraflarına çekiyor; bilgi ve koruma, araç ve yakıt, bazen de zihin ve kalp satın alıyordu.

Tüm suç örgütlerinde olduğu gibi bu paranın da büyük kısmı suç etkinliklerinden, fiziksel hırsızlıktan, silah ve uyuşturucu ticaretinden ve giderek artan oranda, insanların fidye, kölelik ya da seks için satışından geliyordu.

Bu işlemler ve elde edilen kârlar yasal şirketler ve naylon kuruluşlar aracılığıyla gizlenip aklanıyordu. Bu işlemin bir kısmı fiziksel dünyada gerçek uyuşturucularla, gerçek insanlarla, yığınla nakit para kullanılarak gerçekleşiyordu. Fakat bir diğer artış da suç etkinliklerinin (karanlık Web’den ve sosyal ağlardan mal alıp satmaktan bitcoin işlemleri ve şifreli hesaplarla gelirlerin gizlenmesine kadar) White’ın tüm kariyeri boyunca araştırdığı aynı dijital dünyada çevrimiçi olarak gerçekleşmesiydi.

Afganistan’daki koalisyon generalleri bundan yıllardır haberdardı ama tüm detaylarını bildikleri söylenemezdi. Nexus 7’nin asıl büyük görevi ABD istihbaratının saman yığınında yararlı iğneler bulmaktı. Bunlara, generallerin Afgan halkının ihtiyaçlarını daha iyi anlamasına yardımcı olmak da dâhildi. White’ın ekibi paranın, silahların, uyuşturucunun ve seks suçları trafiğinin kaynağını bulmaya odaklanmış, bu işlemlerin nerede ve neden gerçekleştiğini, kimlerin taraf olduğunu araştırıyordu. White ise ABD’de kod yazan DARPA ekibiyle Afganistan’daki askeri komutanların gereksinimleri arasındaki aracıydı.

“Ne yazık ki üst düzey komutanlarla görüşme isteklerimin çoğu reddediliyordu. Gerçekten çok stresliydi,” diyor White. “Çok sosyal biri sayılmam. Ama işim bu olduğu için dişimi sıkıp yapmak zorunda kaldım.”

White’ın neden işlerine karıştığını bilmeyen ya da önemsemeyen insanlarla savaş bölgesinde konuşmaya çalışmak Black Hawk’ın kalkışına alışmaktan daha zordu ve kaygı dolu bir gündüz kâbusuydu. White havadan sudan konuşan, sporu seven, hatta işin doğrusu, insanlardan hoşlanan biri değildi. Hepsinden beteri sivil olmasıydı. Askeri üniforması, askeri eğitimi ya da askeri rütbesi yoktu. Yani, kimin kime zaman ayıracağını gösteren yaka ya da kol işaretlerini taşımıyordu.

“Savaşla ilgili bir tek şey söyleyebilirim,” diyor White. “İnsanların işi gerçekten başlarından aşkın.”

Ayrıca askeri bir merakı da yoktu. Diğerleri ağırlık çalışırken “Dr. Spagetti” lakabını taktıkları ufak tefek, çelimsiz yogacı, güreş minderlerinin üstünde esneme ve nefes egzersizleri yapıyordu. Yavaş yavaş, White orada kalış süresini dokuz günden üç aya uzattı ve takip eden bir yıl boyunca ülkenin başka yerlerinde de görev yaptı. “Doktor” unvanına sıkça başvurması gerektiğini hemen öğrendi ve babasının ona hediye ettiği utanç verici derecede süslü saatin, hükümetin kıyafet kodunda bütün dikkatleri üstüne çektiğini gördü. Öğrendiği bir diğer şey de boş zamanları sırasında koca koca adamları dövüş sanatları ustalığını kullanarak yere sermenin olumlu bir izlenim yarattığı ve kendisine dost kazandırdığıydı. Bu aynı zamanda White ile ekibinin işlerini yapmasını kolaylaştırıyordu. Tam rakamlar gizli tutulsa da başkanlık raporları ve takdirnameler gösteriyor ki Nexus 7 kalpleri, zihinleri ve hayatları kurtarma savaşına önemli bir katkı sağladı.

Afganistan’daki görev süresi sona erdiğinde Nexus 7 komutanların da saygısını kazanmıştı ve Dr. Spagetti’nin DARPA’daki rütbesi ABD ordusundaki tek yıldızlı bir generalinkine eşti. Nexus 7’nin çabaları, Savunma ve Hazine Bakanlığı’ndan da madalya ve takdir belgesi kazandı. Hepsi bir yana, White’ın ekibi “kilit stratejik ve operasyonel sorulara benzersiz ve kıymetli ışık tutan büyük bir analitik veri çerçevesi” oluşturdukları için övüldü. White’ın kuruma önemli bir katkı olduğu bizzat belirtildi.

Fakat bunca şan ve şöhretin de bir bedeli vardı. Chris White Kabil’a giden jete binmiş şaşkın doktora sonrası araştırmacısı değildi artık. “Görev sona erdiğinde Harvard’ı bıraktım, uzun süredir birlikte olduğum kız arkadaşımdan ayrıldım,” diyor White. En çok değişen şey ise dünya görüşüydü.

White bunun cephe travması olmadığını söylüyor. Sonuçta kapıları kırıp patlayıcılarla dolu yabancı topraklarda dolaşmamıştı. Ama ilk defa düşmanın, yani insanların neler yapabileceğini görmüştü. İşi bitmişti, artık savaşı geride bırakması gerekiyordu. Fakat White buna hazır olmadığını hissediyordu. Çok geçmeden fırsatı değerlendirip savaşı, savaş sınırlarının ötesine taşıdı. White’ın izini sürdüğü veriler, çocukların ve kadınların mal gibi el değiştirdiği yerleri hedef gösteriyordu ve White, bu çocuk ve kadınların ne kadar savunmasız olduğunu ilk elden görmüştü. Aynı zamanda bu suçların sadece Afganistan’a özgü olmadığını anlamıştı. Bir diğer şey de bu suçların işlendiği yere gitmek için uçak değil sadece modem gerektiğiydi.

BİLDİĞİNİZ İNTERNET ASLINDA İNTERNET DEĞİL. Ya da, internetin tümü değil. Bing’in, Google’ın, Firefox’un ve Siri’nin olduğu, Gmail hesabınızın ve yer imlerinizin bulunduğu, kedi kumu sipariş edip maç skorlarını takip edebileceğiniz internetin 200 terabyte veriye, yani ABD Kongre Kütüphanesi’nin tamamının dijitalleştirilmiş halinden fazlasına denk geldiği düşünülüyor. Okunacak bir sürü şey etse de bu aslında internet değil, sadece yüzeyi.

Tahminler değişiyor fakat “yüzeysel” web’in ya da açık web’in internetin toplamının %5 ila 20’sine denk geldiği söyleniyor. Gerisi, sürüngen adı verilen araçların ulaşamadığı ya da dizinleyemediği yerlerde bulunuyor. Verilerin bazıları sosyal medya ya da forumlar gibi parola korumalı yerlerde ya da giderek artan yaygın dinamik web sitelerinde (bunlar sayfadan çok uygulama gibi ve siz etkileşim kurdukça değişiyor) tutulan “derin” web. Geri kalanı ise “karanlık” web.

Fakat karanlık web amazon.com’a giderken uğramayı unuttuğunuz türden bir yer değil. Başlıca erişim aracı Tor (The Onion Router’ın baş harfleri). Onion Routing yani “soğan yönlendirme” yöntemi ilk defa ABD Donanması Araştırma Laboratuvarı’nda güvenli istihbarat iletimini sağlamak için geliştirilmişti. Yöntem, şifrelenmiş bilgiyi bir dizi anonim düğümden geçirerek takibi olanaksız hale getiriyor ve izinizi sürebilecek hedeflenmiş reklamlardan, çerezlerden arındırılmış bir Web’de dolaşmanıza izin veriyor. Aynı zamanda gözetlenmeden ve otoriter iktidarlardan korkanlar için bulunmaz nimet.

Karanlık web, hükümet kullanıcıları, siber özgürlükçüler, IŞİD planlama komiteleri, hükümet sırlarını ifşa eden hacktivistler ya da Arap Baharı planlamacıları arasında ayrım yapmıyor. Karanlık web’in serbest piyasaları herhangi bir şekilde denetlenmiyor ve isim belirtilmeden alınıp satılması gereken mallar konusunda uzmanlaşıyor. Karanlık web’de yasadışı, tiksinti verici ya da şiddetli içerikten ya da hapse düşmekten en fazla üç tıklama uzaktasınız. Burada muhtemelen Çin eroini, sahte AB ve ABD pasaportları, karışık seri sahte para, yüzde yüz saflıkta eroin, DMT, Hard Candy, Pembe Meth ve ünlülerin hacklenmiş çıplak fotoğraflarını bulabilirsiniz.

Siz de bu karanlık dünyanın günlük 2,5 milyon civarı ziyaretçisinden biriyseniz yazdıklarımıza acı acı gülüyor ya da internette bir yerlerde bu tanımı yerden yere vuruyorsunuzdur. Karanlık web’in eksiksiz bir kataloğunu çıkarmak ya da doğru bir tanımını yapmak olanaksız. Elinizdeki çekiçle delikten çıkanların kafasına vurduğunuz bu oyun bazılarını özgür kılarken bazılarının canını sıkıyor. Burası aynı zamanda suç ve terör örgütlerinin iletişim kurması, ilan vermesi, insanlar dâhil her şeyi alıp satması için harika bir yer. Siz bu makaleyi okurken dünyada tahminen 21 milyon insan satılacak. Bu rakamın yarısından fazlasını kadınlar ve küçük kızlar oluşturuyor. 1 milyondan fazlası çocuk. Bu rakamın neredeyse dörtte birisi seks kölesi olarak alınıp satılıyor. İnsan tacirlerinin eline düşen her 100 kişiden sadece 1’i kurtarılabiliyor. Yüksek kâr ve düşük risk, insan ticaretini tüm gezegenin en hızlı büyüyen, kâr marjı en yüksek suçlarından birine dönüştürüyor. Birleşmiş Milletler’in yakın tarihli tahminine göre insan ticareti yılda 150 milyar dolar kazandırıyor.

Bir iş olduğu için de bunun kedi kumu ya da bisiklet yaka tişört satışından pek farkı yok. Tüketicilerin ürünlerinizi satın alabilmesi için önce bulması lazım. Kedi kumu üreticileri bir ilan panosuna reklam verebiliyor ama insan tacirlerinin müşterilerin bulabileceği kadar görünür, yetkililerin takip edemeyeceği kadar gizli olması gerekiyor. Hiç de şaşırtıcı olmayan biçimde, bu yüzden seks amaçlı insan kaçakçılığı verilerinin çok büyük kısmı derin web’de ya da karanlık web’de, bazen de görünürdeki web’in terabyte’ları arasında, tüketici web arama motorları tarafından bulunmayı hedefleyen yasal şirketlerinkinden farklı biçimde, uluorta ama gizlenmiş halde bulunuyor.

Bing ve Google gibi arama motorlarının sonuçları nasıl sıraladığı, biz sıradan ölümlülerin bilmesi gerekmeyen gizli algoritmalarca belirleniyor. Fakat bu sıralamayı etkileyen başlıca iki şey var: Başka sayfalarla bağlantılı olan sayfalar ve arama terimleriyle örtüşen anahtar sözcüklerin yer aldığı sayfalar daha yukarıda çıkıyor. O yüzden Wikipedia sayfaları Google aramalarında en yukarıda gözüküyor çünkü çok sayıda diğer kaynağa atıfta bulunuyor ve başka kaynaklar tarafından alıntılanıyorlar (örneğin bloglar). Fakat seks kaçakçıları web aramalarıyla bulunmak istemiyor. Dizinleri saptırmak için başkalarıyla bağlantısız tek reklamlar veriyor, sohbet odalarının ya da dizinlenemeyen sosyal medya gönderilerinin içinde gizleniyorlar. Aynı zamanda arama motoru optimizasyonundan (SEO) kaçınıyor, anahtar sözcük yerine fotoğraf ve kod sözcükler kullanıyorlar. Şu anda internette seks ticareti için verilmiş muhtemelen yüz binlerce aktif reklam var. Sıradan arama motorları kullanan dedektifler bunları bulmakta ve oyunu Google’ın kurallarına göre oynamayan suçluları suçlamakta büyük güçlük çekiyor. Chris White’a ise bu kuralları değiştirme gücü verildi.

WHITE BİR ZAMANLAR güvenli bir akademik kariyeri, entelektüel bir askeri serüven uğruna terk etmişti. İki yıl sonra hepsi bitmişti ve 30 yaşında kendine yeni bir kariyer çizmek zorundaydı. Dışarıdan bakıldığında hayatı mantıklı bir sıra takip etmiş görünse de White tavşan deliğinden düşüp diğer ucundan çıktığını hissediyordu. Derken DARPA ona program müdürlüğü pozisyonu önerdi. White aradığı Harikalar Diyarı’nı bulmuştu.

“Bir zamanlar ‘bir şey’ olmak isterdim,” diyor White. Doktor ya da araştırmacı gibi saygın bir pozisyon. “Ama artık ‘bir şey yapmak istediğimi’ anlamıştım.”

White DARPA’da program müdürü olarak kendi projesini yönetebilirdi ve yapmak istediği ‘şey’ internetin tamamında madencilik yapabilecek beceride yepyeni bir araştırma motoru nesliydi.

Afganistan’da büyük veri madenciliği yapmak ve sonuçları görselleştirmek için kullanılabilecek hazır araçlar çok kısıtlıydı. O yüzden çoğu araç uzmanlar tarafından proje gereksinimleri doğrultusunda geliştiriliyordu. Peki ya herkesin erişebileceği parçalar üretip bunu herkese sunarlarsa? İstediğiniz her şekilde birleştirebileceğiniz süper arama motoru parçaları gibi düşünebilirsiniz. Sonuç, araştırma motoru yapma seti için ilkin üç yıllık (ve denilenlere göre 50 milyon dolar bütçeli) bir proje oldu. Özel sektörden ve üniversitelerden toplam 17 farklı birimin kodlayacağı 20 civarı süper arama motoru parçasından oluşan, tüm internetteki veriyi daha iyi anlama ve etkileşime geçme yolları sunmaya adanmış; Firefox, Safari, Google ya da Bing ile yapabileceğinizden çok daha uzağa erişen şeffaf bir paket. Buna, bellek / hafıza anlamına gelen “memory” ve dizin anlamındaki “index” sözcüklerini birleştirip, Bilimsel Araştırma ve Geliştirme Ofisi’nin eski müdürü Vannevar Bush’un 1945 tarihli bir makalesinden ödünç aldıkları “Memex” adını verdiler. Memex, fikirler ile gerçekler arasındaki bağlantıları görselleştirecek bir araç olacaktı. Eğer işe yararsa insan araştırmacılara insanüstü bir içgörü sunabilirdi.

White’ın açıkladığı gibi, internetteki veriler aslında gerçek dünyada olanların (fotoğraflar, e-postalar, bloglar, telefon görüşmeleri, GPS izleri, sosyal medya gönderileri) tanımlarından oluşuyor. “Bir soruşturmacının hedefi gerçek dünyadaki aynı olayı bulmak için bu tanımlar içinde kazı yapmak ve tersine doğru çalışmak,” diyor White.

Geleneksel bir web tarayıcısı kullanıyorsanız kolay iş değil bu.

Google’a bir arama sözcüğü, örneğin bir telefon numarası girerseniz karşınıza yüzey Web’den sayfalara bağlantıların verildiği, anahtar sözcük isabet sayısına ve her sayfanın başka sayfalara verdiği / aldığı bağlantı sayısına göre dizili 20.000 sonuç alabilirsiniz. Tek seçeneğiniz bu sonuçlara teker teker tıklamak ve aradığınız o tek yanıtı bunlarda bulmayı ummak olur. “Şuranın başkenti neresi?” gibi gerçekleri keşfetmek için bu yöntem işe yarasa da, daha karmaşık sorgular söz konusu olduğunda White bu yaklaşımı koca bir golf sahasında elle çim biçmeye benzetiyor. “Sıralı ve hataya açık bir yöntem,” diyor. “Hâlbuki daha iyi yolları var.”

White’ın Memex projesi bir portföy yaklaşımı olacaktı. Kimi araçlar karanlık web’e dalıp tüm gizlenmiş soğan sitelerini elinde liste varmışçasına bulacaktı ki böyle bir şey yapmak daha önceleri kalkışmaya bile değmeyecek kadar zor sayılıyordu. Diğer araçlar ise derin ve karanlık web forumlarındaki akıl almaz veri akışını dizinleyip sıralayacaktı (bunlar normalde arama yapılamaz durumda). Diğerleri sosyal medya trendlerini gözlemleyecek, fotoğraflar arasında ilişki kuracak, elle yazılmış bilgileri okuyacak ya da Web sayfalarından verileri kesip tüm bu sonuçları çapraz bağ kurarak veri haritalarına dönüştürecekti.

Teoride, White’ın arama motoru yapma kiti gerçek dünyada her türden uygulama için yararlı olabilirdi ama DARPA projesi olduğundan, en azından bir uygulama için yeterli olduğunun kanıtlanması lazımdı. İdeal olarak da bu test uygulaması, soruşturmacıların dünyayı daha iyi, ülkeyi daha güvenli bir yere dönüştürmelerine yardım edebilecek, veri bakımından zengin bir gerçek dünya problemini çözmeyi hedeflemeliydi.

White, Memex’in test uygulamasını yapmak için Amerikan kolluk kuvvetlerine bir suça karşı yardımcı olmayı kararlaştırdı. Kendisinin Afganistan’da öğrenip şoke olduğu, “doğası itibariyle korkunç” bir suç, yani insan ticaretiydi bu. Virginia, Arlington’daki Memex laboratuvarında bir monitör karşısında programın şimdiki müdürü Wade Shen, bazı Memex araçlarının seks suçları trafiği soruşturması için nasıl modifiye edildiğini gösteriyor. Bunlardan ilki Datawake. Normalde bir ipucunun (örneğin bir fahişeyle ilgili bir e-posta) bir dedektif bu bilgiyi Google’a girer, hiçbir tam sonuç bulamasa da 25.300 civarı sonuçla karşılaşır ve bunlardan ancak birkaç tanesine bakıp kendine potansiyel bir diğer ipucu bulur. Sonra bunu arama motoruna yazıp yoluna devam eder. 25.300 isabetten oluşan listeyi araştırmak günde 12 saat mesai yapan bir dedektif için iki haftalık çalışma demektir.

Datawake de aynı Google sonuçlarından faydalanıyor, bu bilgileri sayfalardan alıp görsel olarak düzenliyor. Ekranda sonuçlar bir dizi çember şeklinde görünüyor. Çemberler arası çizgiler ise veriler (yani isimler, telefon numaraları ve e-postada sürekli geçebilen fotoğraflar) arasındaki bağlantıları. Böylece dedektif diğer sonuçları göz ardı etmeksizin en çok gelecek vaat eden ipuçlarını araştırabiliyor. Bu türden araçlar yerel savcılık ofislerinin daha önce başarıyla cezalandırılmış seks suçları vakalarına dönüp zaten kanıt statüsünde olan isimleri, telefon numaralarını, e-postaları ve fiziksel adresleri kullanmasına izin vermiş. Memex aracı bu eski vakaları yeni vakalar oluşturmada arama sözcüğü olarak kullanabiliyor ve kriminal teorileri doğrulamak için hapisteki hükümlülerle hâlâ çalışmakta olan seks çeteleri arasında bağlantı kurabiliyor.

Bu tür araçların en önemlilerinden biri, seks reklamlarındaki eş referanslı bilgiyi toplayıp organize eden Tell-Finder. Reklamların ortak noktalarını (yazarlarının ‘mesajlarını’) araştıran araç, aynı kişinin ya da organizasyonun elinden çıkmış reklamları gruplayıp soruşturmacılara o işin kapsamını daha iyi gösteren sonuçlar sunabiliyor. Bir tanıtım sırasında Shen, eyaletleri nüfus yoğunluk grafiği gibi bilgilerle temsil eden 869.000 reklama ulaşıyor. Kasabalara ve yetki bölgelerine zum yapıyor, tarihlerde geriye giderek artık yürürlükten kalkmış reklamların nereden verildiğini buluyor. Harita aynı zamanda reklamlardaki ortak telefon numaralarını, e-posta adreslerini ve fiziksel adresleri, hatta aynı arka plana sahip ilanları bulabiliyor. (Aynı otel perdeleri ve duvar kâğıdı, dedektifleri seks amaçlı insan ticareti yapılan bir yere yönlendirebiliyor.) Shen birkaç tıklamayla, aynı kadın için verilen ilanın ülkede nasıl yer değiştirdiğini, bunun da muhtemelen kadının el değiştirdiğinin izleri olduğunu söylüyor.

Dig adındaki bir başka araç, bu eş referanslı bilgiyi alıp sıralayarak Amazon’un arama sonuçlarına benzer bir listeye dönüştürüyor. Listenin yan tarafında anahtar kategoriler ve terimler var. Bunlar soruşturmacıların sonuçları filtreleyerek sadece ihtiyaç duydukları bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Dig aynı zamanda TellFinder’ın görüntü arama becerilerinden faydalanıyor ve bir üst seviyeye taşıyor. “Aynı soruna bakmanın farklı bir yolu, o kadar,” diyor Shen. “Bunlar sadece örnekler. Bu araçları kullanmanın tek bir yolu yok.”

Kimi Memex araçları benzer işleri karanlık web’de yapmak ve normalde arama yapılmayan sitelerde belli bilgi türlerini aramak için özelleştirilmiş. White bana Seattle’da bir başka araç daha göstermişti. Bunun adı da Aperture Tiles. Araç, eskiden başa çıkılamaz kabul edilen hacimdeki bilgiyi (örneğin bir harita üzerindeki milyarlarca hareketli veri noktasını) ele alınabilir hale getirebiliyor. Örnek için White, seks suçları trafiğiyle ilişkili otel adreslerini bu adreslerin yakınından verilmiş çevrimiçi ilanların konum bilgisiyle eşleştiriyor. (“Çoğu insan bir ücretsiz uygulamanın istediği izinleri verirken kendisinin ve verilerinin bir mala dönüştüğünün farkında değil,” diye de ekliyor.)

Çoğu zaman eşleşmeler oluyor. İlanı veren kişiler ABD’de şehir şehir gezmiş, birkaç günde bir muhtemelen kolluk kuvvetlerinin gözünden uzak durmak için Dodge marka araçlarından çıkmaya karar vermiş. ABD’de sık sık ilan veren kişilerin aynı zamanda Güneydoğu Asya’da da sıkça ilan verdiği görülüyor. White bunun ancak kapsamlı bir soruşturma sonucunda anlaşılabileceğini söylüyor ama uluslararası seks ticaretiyle ilgili olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

19 ARALIK 2014’TE Froilan Rosado, Manhattan merkezindeki bir seks otelinde, motoru çalışan bir minibüsün şoför koltuğunda oturuyordu. Yolcu koltuğunda ise 16 yaşında hamile bir kız vardı. Rosado 30’lu yaşlarının sonunda, ailesinin ve kendisinin Cadılar Bayramı’nda hapishane hükümlüsü gibi çekilmiş fotoğraflarını Facebook’tan paylaşan; saçını mısır tarlası gibi ördürüp çatık kaşlarıyla, incecik keçi sakalıyla, aynalı güneş gözlükleriyle özçekim yapmayı seven bir adamdı. Rosado kadın satıcısıydı. Otelde ise “Flora” adlı on sekiz yaşındaki fahişesi vardı. Sivil polisler gizli bir fuhuş önleme operasyonunda onu gözaltına almışlardı.

Ama kız aslında kurbandı.

Flora soruşturmacılara koruyucu ailesi tarafından nasıl sokağa atıldığını, gideceği hiçbir yerinin olmadığını anlattı. Rosado onu yanına almış, sonra erkeklere satmaya başlamıştı. Dedektifler çok geçmeden öğrendiler ki Rosado sosyal medya üzerinden genç kız ve kadınları ağına düşürüp sokaklarda satma konusunda tam bir uzmandı. Zaten etkisi altındaki genç kadınlar aracılığıyla Facebook’tan 15 yaşındaki kızlarla bile temasa geçiyordu. Onları bir kez eline geçirdikten sonra şiddet kullanarak, uyuşturucu vererek ya da para vaadiyle tuzağına düşürüyordu. Bir seferinde kendine itaat etmeyen bir kızın boğazını sıkmıştı. Attığı bir kısa mesajda kızların birinden “taze et” diye söz ediyordu. Onların fotoğraflarını Backpage sitesine yükleyip telefon numarası veriyor, sonra arayanlarla randevu ayarlıyor, buluşma sonrası da komisyonunu almak üzere kapıda bekliyordu. Rosado’ya karşı ellerinin daha sağlam olması için Manhattan Bölge Savcısı Cyrus R. Vance Jr. daha fazla kızın izini sürmek istiyordu. Flora kızların tam isimlerini, telefon numaralarını ya da nerede yaşadıklarını bilmiyordu. Rosado’nun kendi dijital izlerini nasıl örttüğünün detaylarına da vakıf değildi. Söz gelimi, onun kızların çevrimiçi ilanlarını rutin olarak silip düzenlediğinin, isimlerini değiştirdiğinin ya da bir tek kullanımlık telefondan diğerine geçtiğinin farkında değildi. O yüzden de Rosado’yu daha büyük bir fuhuş çetesiyle ilişkilendirmekte güçlük çekmişlerdi. Oysa Rosado, New York’taki Riker Adası Cezaevi’nden telefonla iş çevirmeye devam ediyordu.

Bunun üzerine soruşturmacılar kendi kurumlarıyla işbirliği yapmaya 2014’te başlayan Memex’ten medet umdular. Analizciler Dig’in ve TellFinder’ın erken sürümlerini kullanarak Rosado’nun görünmez izlerini hem silinmiş hem de mevcut seks ilanlarında aradı ve anında ilişkili fotoğraflar, isimler, e-postalar, telefon numaraları ve daha fazla kız buldular. Rosado hapishaneden işlerini yürütedursun, soruşturmacılar onun söz ettiği yeni telefon numaralarını sürekli Memex’e giriyor, böylece yeni bağlantılar keşfediyorlardı. Çok geçmeden daha da fazla kurbana eriştiler ve Rosado’nun 15 ile 18 yaşları arasında 10 genç kızı satan bir fuhuş çetesiyle bağlantısı saptandı. 15 Eylül 2015’te, tutuklanmasından neredeyse bir yıl sonra Rosado seks ticareti ve fuhşa teşvik suçlamalarıyla 7-14 yıl arası hapis cezasına çarptırıldı. Günümüzde Manhattan Bölge Savcılığı insan ticaretiyle ilgili tüm soruşturmalarda Memex’i kullanıyor ve sadece 2016’nın ilk altı ayında 4.752 potansiyel vakayı incelemiş.

GEÇTİĞİMİZ KASIM AYINDA sağanak yağmurlu bir Salı gününde Chris White’la Microsoft’un Redmond, Washington’da yer alan kasaba büyüklüğündeki kampüsündeki yeni ofisinde buluştum. White’ın talimatlarını takip ederek 520 numaralı otoyoldan bir otoparka ve üzerinde 99 yazılı cam cepheli modern bir binaya geldim. Buradaki çalışanların neredeyse hepsi doktora derecesi sahibi.

White beni güvenlikten geçirip ağzına kadar prototiplerle, deneylerle, üstüne denklemler yazılı cam panellerle dolu labirentten farksız ofisler arasında dolaştırdığında mesai saati bitmişti. White DARPA’dan 2015’in Mayıs ayında, oradaki görev süresi bitmeden hemen önce ayrılmıştı. (DARPA yetenek havuzunu taze tutmak ve yeni fikir akışını garantilemek için araştırmacıları sadece kısa vadeli çalıştırıyor.) Fakat White yine tavşan deliğinden düştüğünü ve bir yol ayrımına geldiğini hissediyordu.

İlk önce otomasyon ve yapay zekâ kullanarak şirketlerin kendi veri analizi ve çevrimiçi güvenlik işlerini yapmasını sağlayan bir şirket kurmayı düşünmüştü. Bu fikir, yatırımcıların ilgisini çekmeye yetecek kadar iyiydi. Ama ardından White bir teknoloji şirketinin CEO’su olmasının nişanlısıyla (geçtiğimiz Mart ayında evlendiler) ilişkisine verebileceği zararı ve dünya üzerindeki kısıtlı etkisini düşündü.

Sonra, on yılını CEO olarak geçirmektense daha basit ama daha büyük olduğunu düşündüğü bir şey yaptı. Şimdilerde Microsoft’un Özel Projeler bölümünün baş araştırmacısı olan White, Memex üzerindeki çalışmalarını kullanarak işletmeler (gazeteciler ve diğer herkes için) makul fiyatlı, kulanıcı dostu veri keşif ve görselleştirme araçları üretiyor.

“Çıta daha da yükseldi,” diyor. “Soru artık ‘İşe yarar bir şey yapabilir miyiz?’ olmaktan çıktı, ‘Bir milyar insanın işine yarayacak bir şey yapabilir miyiz?’ şekline dönüştü.”

White, yeni projesinin insanların büyük veriyle ve birbirleriyle olan ilişkisini değiştirmesini umuyor. Aynı zamanda demokrasimizi daha önce hiç kimsenin tahmin edemeyeceği biçimde değiştirebilir. Ben oradan ayrılmadan önce White, Lenovo ThinkPad X1’ini açıp Newman adlı veri görselleştirme aracını çalıştırdı. E-posta tarihçenizdeki kalıpları gösteren bir veri görselleştirme aracı bu. Şu anda da Jeb Bush’un Florida valisi olarak geçirdiği sekiz yıllık süredeki e-postaları üzerinde çalışıyor. Newman yalnızca birkaç saniye içinde 250.000 e-postayı düğüm noktalarından oluşan bir çiçeğe dönüştürerek Bush’un kimle hangi sıklıkta yazıştığını, mesajların kopyalarının kime gönderildiğini, nereye iletildiğini ve ne kadar çabuk yanıtlandığını gösteriyor. Bu aslında bir etkileşimli bir nüfuz ve karar verme haritası. Demokrasinin içini şeffaflaştırıyor. White bu programı pekâlâ zaman içinde lobicilerle ya da bağışçılarla ilişkileri gösterecek biçimde değiştirebilir, böylece adayın sicilini avucundaki bir elmayı döndürür gibi sağa sola çevirebilir.

“Bir bilgi ekonomisinde bu güç demektir,” diyor White. “Şu anda sadece bir avuç tarayıcı var ve bunlar dünyanın bilgisine erişebileceğiniz tek arayüzü oluşturuyor. Memex’le bu konuda gerçekten bir şeyler yapabileceğimizi düşünmüştük.”

Memex araçları IŞİD’in propagandasını ve üye alım hareketlerini, naylon şirketlerle para aklama arasındaki bağlantıları, yasadışı işgücü ya da silah kaçakçılığını, sosyal medyadaki sözcük ve fikirlerin ısı haritalarını, bunların amacını harita üzerinde canlı olarak gösterebiliyor. Batı Afrika’da bir Ebola salgınını takip etmek, insanların hastalık bölgelerine nasıl girip çıktığını anlamak ve Beyaz Saray’ın salgına nasıl yanıt vereceğini belirlemek üzere de Memex kullanılmış. Araçlar aynı zamanda gezegende dalgalanan ve değişen ruh durumlarını, kamuoyu hislerini takip edebiliyor.

Böylesi bir şeffaflığın küresel fikirlere ilişkin fikirlerimizi kişisel Facebook haber akışımızdan ya da Twitter’daki kısıtlı görüşlerden daha fazla aydınlatacağını düşünebiliriz. Hatta böylesi bir şeffaflığın internetin mevcut güç ve kâr modeline bir tehdit olduğunu bile kolayca hayal edebiliriz. (Reklam verenler ürünlerinin sıralanması ya da tanıtılması için para ödenen uzmanlara güveniyor, internet aramalarını ürünlerine çekmek için SEO hileleri kullanıyor ve arama şirketleri bu etkiye erişimi satarak para kazanıyor.) Aynı teknikleri vatandaşları etkilemek ve kontrol etmek için kullanan diktatörlükler de bunu tehdit olarak görecekler. Hatta bir avuç teknoloji şirketinin bilgi akışını denetlediği demokrasilerde bile aynısı olacak. Bilgi akışının denetlenmesi teknoloji kullanıcılarının gördüklerinde ve kararlarını, fikirlerini oluştururken temel aldıkları bilgilerde görünmez bir yanlılığın olmasını zorlaştırıyor. Eğer White haklıysa Memex internetin cafcaflı bir alışveriş merkezine dönüşmesini önleyebilecek yeni bir araç neslinin başlangıcı. Bu da iyi bir şey. Şu anda elimizde olana kıyasla çok daha iyi. Peki, etkisi yaygın olacak mı? Bizleri daha iyi vatandaşlara, kendini daha iyi gerçekleştirmiş insanlara dönüştürecek mi?

White beni bir süre süzüyor, sonra belli belirsiz gülümsüyor.

“Bunlar çok ilginç ve çok önemli sorular,” diyor.

Aydınlatmaya daha yeni başladığı sorular. P/S

unnamed-11

SAHADA

Chris White 2010’da Afganistan’da veri madenciliği yapan A takımının üyesiyken.

unnamed-12

KARABORSA

Karanlık web’de satılan birçok şey arasında silah, uyuşturucu ve seks de bulunuyor.

DERİN, KARANLIK VEKİRLİ_

Web’in Google’ın erişebildiği %5 ila 20’lik yaldızlı yüzeyinin altında, büyük kısmı yasal sebeplerden ötürü araştırma motorlarından gizlenen bir içerik denizi, yani Derin web bulunuyor. Derin web’in içindeyse hackerların, suçluların ve teröristlerin mesken tuttuğu şifreli bir içerik dünyası olan Karanlık web var.

2,5 MİLYON

Karanlık web’in günlük ziyaretçi sayısı

57

Karanlık Web’in çocuk pornosu, terörist iletişimi ya da para kalpazanlığı gibi yasadışı içerikten oluşan kısmının yüzdesi.

30,000 – 40,000

tahmin edilen karanlık web sayfalarının sayısı

1.2

FBI tarafından kapatılmadan önceki iki yılda karanlık web’in yasadışı uyuşturucu sitesi Silk Road’un yaptığı toplam satış (milyar dolar).

7 $

Çalıntı bir Visa ya da Mastercard kredi kartının karanlık web’deki rayici.

CHRIS WHITE

KAYNAK: Popular Science Türkiye EKİM 2016

Paylaş !
Son Yazılar
Bir cevap bırakın
Captcha Captcha güncellemek için resime tıkla